Bilgi
Öğrenme güçlüğü nedir?
Öğrenme güçlüğü; dinleme, konuşma, okuma, yazma, mantık yürütme, problem çözme ya da matematik alanındaki yeteneklerin kullanımında zorluk yaşanmasıdır. Aynı zamanda kişinin bilgiyi depolaması, işlemlemesi ve üretmesi konusunda da zorluk yaşamasına neden olmaktadır.
Tanım
Öğrenme güçlüğü terimi, 1963 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Samuel Kirk tarafından ilk kullanıldığından bu yana hem tanımlanması hem de tanılanması açısından yetersizlik grupları içinde en tartışmalı grup olmuştur.
Terim, sözel veya yazı dili anlama ya da kullanmayı içeren temel psikolojik işlemlerin biri veya birkaçındaki güçlükler ve bu güçlüklere bağlı olarak dinleme, düşünme, konuşma, okuma, yazma, heceleme veya matematiksel hesaplamalar yapma becerilerinde güçlük görülen çocuklar anlamına gelmektedir.
Çocuklarda daha sık gözlemlenmekle birlikte öğrenme güçlüğüne yetişkinlerde de rastlanmaktadır. Kişinin öğrenme güçlüğüne sahip olup olmadığı bazı durumlarda fark edilmeyebilir ve kişi bununla hayatını sürdürebilir.
Tanımlardaki ortak özellikler
Öğrenme güçlüğü:
- merkezi sinir sisteminin düzensiz gelişimi veya işlevinden kaynaklanıyor olabilir,
- hayat boyu sürecek bir durum olabilir,
- okuma, yazma, matematik ve dili içeren akademik alanları etkileyebilir,
- herhangi bir yetersizlikten (zihinsel, işitme ve görme gibi) veya olumsuz çevresel koşullardan (niteliksiz öğretim, olumsuz ekonomik koşullar, dil ve kültürel dezavantajlar) kaynaklanmaz (Kavale ve Forness, 1995).
Öğrenme güçlüğü olan öğrenciler birbirinden oldukça farklılık gösteren heterojen (disleksi, diskalkuli, disgrafi vb.) bir gruptur (Gargiulo, 2003). Belirtiler çok küçük yaşlarda ortaya çıkabilmekte, ancak bu durum genellikle çocuk okul çağına gelene kadar fark edilmemektedir.
Akademik alanlar
Okuma, yazma ve matematik
Öğrenme güçlüğü olan öğrenciler okuma, okuduğunu anlama, yazma ve yazılı ifade ile matematik kavram ve becerilerini kazanmada güçlük çekerler.
Okuma güçlüğü
Okuma (disleksi)
Okuma, öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin en çok zorlandığı alanlardan biridir. Disleksi kelimenin tam anlamıyla okuma güçlüğüdür; şu becerilerde süreklilik gösteren güçlükler olarak tanımlanır:
- harf ve kelime tanıma
- heceleme
- doğru ve akıcı çözümleme
Yazma güçlüğü
Yazma (disgrafi)
Yazma problemleri iki grupta incelenebilir:
- mekanik yazma: el yazısı, kelimeleri doğru yazma, imla ve dil bilgisi kurallarına uygun yazma
- yazılı ifade: fikir üretme, planlama, fikirleri bütün içinde düzenleme, metni kontrol etme
Matematik güçlüğü
Matematik (diskalkuli)
Aritmetik işlem yetersizliği diskalkuli olarak adlandırılır ve sayı kavramını ve sistemini anlamada yetersizlik olarak tanımlanır (Vaidya, 2004). Öğrenciler matematiksel olguları, kuralları, yöntemleri, kavramları ve para kullanma gibi günlük hesapları öğrenmede güçlük yaşayabilirler (Montague, 1995).
Sık görülen özellikler
Akademik alanların ötesinde
Öğrenme güçlüğü yalnız derslerde görünmez; dil, dikkat, bellek ve sosyal ilişkilerde de izler bırakabilir.
Dil
Ne, nerede, niçin gibi soruları ve olumsuz yapıları yorumlamakta, uzamsal ve zamansal ilişkileri ifade etmekte güçlük çekebilirler. Bir diyaloğu başlatma, sürdürme ve konuşmadaki sesleri ayırt etmede zorlanabilirler.
Motivasyon
Tekrarlayan başarısızlık deneyimleri “yapamam” düşüncesine, düşük başarı beklentisine ve görevden kaçınmaya yol açabilir.
Genelleme
Öğrendiklerini farklı ortamlara aktarmakta güçlük çekebilirler (Smith, 2007). Okulda bölme işlemini öğrenen bir öğrenci, pizzanın parasını dört arkadaşı arasında eşit bölemeyebilir.
Sosyal beceriler
Sosyal becerilerdeki eksiklikler benlik kavramını, arkadaş edinmeyi ve başkalarıyla iletişimi olumsuz etkileyebilir (Bryan, Burstein ve Ergul, 2004).
Bellek
Bilgileri çabuk unutabilir, yeni bilgiyi eskisiyle birleştirmekte zorlanabilirler. Öğretimde bilgiler birikimli tekrarlanmalı, gruplandırılarak ve ilişkilendirilerek sunulmalıdır.
Bilişsel ve üstbilişsel beceriler
Kendini düzenleme, planlama ve nasıl öğrendiğinin farkında olma becerilerinde güçlük yaşayabilirler. Kendini düzenleme stratejilerinin öğretimi performansı artırabilir.
Algı
Bazılarında görsel algı (şekilleri algılama, harfleri tersine çevirme: b ve d) ya da işitsel algı (benzer sesli kelimeleri ayırma, yönergeleri izleme) güçlükleri görülür.
Motor beceriler
Top atma ve tutma gibi büyük motor becerilerde; makas kullanma, düğme ilikleme ve el yazısı gibi el-göz koordinasyonu gerektiren küçük motor becerilerde güçlükler görülebilir.
Dikkat
Göreve başlama, odaklanmayı sürdürme ve seçici dikkat alanlarında güçlük yaşayabilirler (Reid ve Lienemann, 2006). Yönergeleri kaçırabilir, okurken dikkatleri dağılabilir.
Aile
Öğrenme güçlüğü ve aile
Öğrenme güçlüğü, çocuk okul çağına gelene kadar genellikle tanılanmadığı için ailenin çocuğun ihtiyaçlarına uyum sağlaması diğer yetersizlik alanlarına göre biraz daha geç olur. Öğrenme güçlükleri aileden geliyormuş gibi göründüğünden anne babalar bunu çocuklarına aktardıklarını düşünerek suçluluk hissedebilir; kendileri de benzer problemlerle mücadele ediyor olabilir ve yardımcı olma konusunda kendilerini yetersiz hissedebilirler.
İletişimi zorlaştıran tepkiler
- Emretme: “Eğer benim oğlumsan o okulu bırakmayacaksın, buna izin vermeyeceğim.”
- Tehdit etme: “Okulu bırakırsan benden beş kuruş bekleme.”
- Öğüt verme: “Öğrenmek insanın elde edebileceği en büyük nimettir.”
- Akıl verme: “Neden ödevini yapmak için kendine bir program hazırlamıyorsun?”
- Suçlama ve yargılama: “İleriyi göremiyorsun ve düşüncelerin yeterince olgunlaşmamış.”
- İsim takma, alay etme: “Tıpkı o ukala arkadaşın gibi konuşuyorsun.”
- Yorumlama: “Okulu sevmiyorsun çünkü herhangi bir çaba harcamıyorsun.”
- Sorguya çekme: “Eğitimin olmadan ne yapabilirsin ki?”
- Konuyu değiştirme: “Yemek masasında sorun istemiyorum!”
Bu tepkilerin sonuçları
Bu tür tepkiler çocuğun konuşmasını engelleyebilir, savunmaya geçmesine, kendini yetersiz, değersiz ya da suçlu hissetmesine yol açabilir. Çocuk olduğu gibi kabul edilmediğini, kendi sorunlarını çözebileceğine güvenilmediğini ya da anne babasının ilgilenmediğini düşünebilir.
Umut
Aşılamaz bir problem değildir
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2017-2018 istatistiklerine göre Türkiye’de ilköğretim düzeyinde kaynaştırma eğitimi alan öğrenci sayısı 105.097’dir. Öğrenme güçlüğü olan kişilerde herhangi bir zekâ sorunu yoktur. Ortalama veya ortalamanın üzerinde zekâya sahiptirler. Uygun destek ve müdahale ile bu çocuklar okulda, işte, ilişkilerde ve toplumda başarıya ulaşabilirler.
Öğretmenler için kaynaklar
Öğrenme güçlüğü el rehberi ile okuma, yazma ve matematik öğretim stratejileri kitapları ücretsiz indirilebilir.